YÜZYILLARDIR ÇEŞİTLİ MEDENİYETLERİN ŞİFA MERKEZİ: YALOVA

Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlerin şifa merkezi olan Yalova’daki kaplıcalar, günümüzde de birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kaplıca sularının romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kadın hastalıkları, fonksiyonel rahatsızlıklara sahip hastalarda etkili olduğu biliniyor.

DÜNYACA ÜNLÜ KAPLICALARIYLA YALOVA

Dünyaca ünlü kaplıcalarında çok sayıda turist ağırlayan önemli bir turizm merkezi olan Yalova, Termal ve Armutlu ilçeleri, Türkiye’nin 1. derece önemli ve öncelikli kaplıcaları arasında yer alıyor.

 

TERMAL KAPLICALARI

Termal Kaplıcaları, Yalova İl merkezine 12 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Buradaki işletmeler, Samanlı Dağı’nın yamacındaki vadi içerisinde yer alıyor. Yalova Termal Kaplıcaları, 4000 sene önce bir takım doğa olayları sonucu oluşmuş ve 2000 seneden fazla süredir insanların şifa aradıkları yer haline gelmiştir.

 

Tarihte Pitiya olarak bilinen bölgede kurulu Yalova Termal Kaplıcalarının ilk hamamları yaklaşık 1600 sene önce Bizans İmparatoru Constantinus (312-337) tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra çeşitli Bizans İmparatorları tarafından birçok tesis yaptırılmıştır. Osmanlı Yalova'yı fethettiğinde, başkent Bursa olması ve orada da kaplıca olması nedeniyle Termale gereken önem verilmemiştir.

Daha sonrada Sultan II. Abdülhamid ( 1876 - 1908 ) zamanında yeniden ünlenmiştir. Suyun ilk tahlilleri yaptırılmış ve buraya yeni hamamlar, köşkler ve gazinolar yapılmış, tarihi eserler restore edilmiştir.

 

Yalova Termal Kaplıcaları'nın kaderi, 19 Ağustos 1929 'da Ulu Önder M. Kemal Atatürk'ün gelmesiyle değişmiştir. Termal'e hayran kalan Atatürk, buranın dünyaca ünlü bir sağlık merkezi ve su şehri olması için büyük çaba sarf etmiştir. Türkiye'nin bir çok yerinden meşhur ustaları getirerek buranın yeniden imar ve ihyasını sağladı.

 

Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlerin şifa merkezi olan Termal’in şifalı su kaynakları, günümüzde de birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kaplıca suları romatizmalı ve metabolizmalı hastalıklarda, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, ortopedik operasyonlar sonrası, deri hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kadın hastalıkları, fonksiyonel rahatsızlıklara sahip hastalara şifa dağıtmaktadır.

 

ARMUTLU KAPLICALARI

Yalova İl merkezine 51 kilometre uzaklıkta olan kaplıca, Armutlu İlçe Merkezi’nin 4 kilometre kuzeyinde bulunmaktadır. Armutlu kaplıcalarında suyun sıcaklığı 57 -730C, ph değerleri 6,2 ile 6,5 arasında değişken olup akış hızı ise 10 lt/sn’dir. Kaynaklarından en önemlileri Küpeli ve Hamam kaynaklarıdır.

 

Kaplıca suları kimyasal sınıflandırma bakımından sülfatlı, bikarbonatlı, klorürlü, kalsiyumlu, sodyumlu ve karbondioksitli bir bileşime sahiptir. Kaynaklarda mineral miktarı 2100–2421 mg arasındadır. Banyo ve içme kürlerine uygundur.

Kaynak suları banyo, içme ve çamur olarak uygulandığı gibi, sudan çıkan gazları teneffüs etme yoluyla da uygulanır. Armutlu kaplıcaları, radyoaktivitesi yüksek kaplıcalar sınıfına girmektedir.(1.04 milimikroküri/lt). Kaplıcalardan, asidin vücuttan atılmasında, sinirler üzerinde, iltihabi hastalıklarda ve kadın hastalıklarında, mide ve bağırsak hastalıklarında, yaraların iyileşmesinde, karaciğerin düzenli çalışmasında, hormonların iyileşmesinde ve idrar söktürücü olarak yararlıdır.

 

KURŞUNLU HAMAM

16 yüzyıl önce Bizans İmparatorluğu Justinianos tarafından yaptırılan hamam, 1900 yılında Osmanlı Padişahı Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Hamamın üstü kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Hamam adını almıştır. Banyonun dış cephesinde mermer üzerine Osmanlıca yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.

 

VALİDE HAMAMI

Valide Hamamı, Bizans Kralı Constantinus döneminde 6 kubbeli olarak yapılmıştır. Halen 3 kubbesi yoktur. Osmanlı döneminde Sultan Mecid tarafından onarılmış ve annesi burada tedavi gördüğünden Valide Hamamı adını almıştır. Banyonun buharlı oda bölümünde mermer üzerinde Osmanlıca bir kitabe yer alır.

 

DOĞAL VE TARİHİ GÜZELLİKLERİYLE BİR TURİZM KENTİ: YALOVA

Gerek coğrafi konumu gerek tarihi ve arkeolojik zenginlikleri gerekse doğal güzellikleri bakımından bir turizm kenti olarak adlandırılan Yalova, Marmara’nın en güzel kıyılarından birine sahip olup, kıyı turizmi, av turizmi, termal turizmi, doğa turizmi açısından önemli bir liman kentidir.

Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan Yalova, ilk yerleşim tarihi M.Ö. 3000 öncesine uzanıyor. Şehir ekolojik çeşitliliği, kültürel zenginliği ve sağlık turizmi merkezleriyle ön plana çıkıyor. Türkiye'nin en küçük ili olarak bilinen Yalova, Marmara’nın saklı cennetlerinden biri olarak görsel bir şölen sunuyor.

 

YÜRÜYEN KÖŞK

Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirilmesi bugün bile imkansız olan “AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK” direktifinin gerçekleştiği yerdir Yalova. Baş mühendiş Ali Galip Alnar ve ekibi tarafından 1930 yılında bina temeli kazılıp altına raylar döşenerek Ulu Çınar ağacından yaklaşık 5 metre kadar uzaklaştırılır ve böylece kesmekten kurtulur. O günden beri köşkün adı “Yürüyen Köşk” olarak kalmıştır. Korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlıkları arasında sayılan köşk, 2006 yılında restorasyonu yapılarak ziyaretçilere açılmıştır.

 

SUDÜŞEN ŞELALESİ

Yalova Termal ilçesinde bulunan Sudüşen Şelalesi, şehrin doğa harikalarından biri. Samanlı Dağları'nın arasında bulunan şelale, ormanlık bir alanla çevrili. Şelaleye giden yol, rahat ve doğal bir yürüyüş parkuru olup, yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerce yoğun olarak tercih edilmektedir.

 

KARA KİLİSE

Yalova'nın 3 kilometre doğusunda yer alan kilise, tuğladan yapılmıştır. Kubbesi ve kemerleri günümüze sağlam gelebilmiştir. M.S.6. yüzyılda hamam, M.S. 8-9 yüzyılda kilise olarak kullanılmıştır. Bizans dönemine ait bir kilise olduğu sanılmaktadır. Bu yapı daha önce burada bulunan Roma dönemine ait bir mabedin üzerine kilise olarak yapılmıştır. Kilise moloz taş ve tuğladan açık Yunan haçı planında yapılmıştır. Kilise, serbest haç planının değişik bir örneğidir.

 

ÇINARCIK

Kuzeyinde Marmara Denizi bulunan ilçe, kente 20 kilometre mesafede yer alıyor. İlçenin tarihi M.Ö. 4000 yılına kadar uzanıyor. Frigyalılar, Kimiryalılar ve Romalılar'ın izlerini taşıyan ilçenin, Bizans Dönemi'ndeki adı ‘temiz havası olan şehir' anlamına gelen KİO olarak anıldığı biliniyor. Çınarcık isminin nerden geldiği ise bilinmiyor. Yalova’nın turizm gelirleri açısından önemli ilçelerindendir.

 

DİPSİZ GÖL

Erikli yaylasında yer alan ve 530 metre rakımda bulunan büyük bir dipsiz göldür. Bu gölden 1,5 kilometre mesafede 570 metre rakımda olan küçük dipsiz göller bulunuyor. Dipsiz Göl, zengin orman florası ve yaban hayatı yönünden güzellikleriyle doğaseverlerin vazgeçilmez noktalarından biridir.

 

Gazi Mah. Çelmen Sok. 4/A Yenimahalle/Ankara
+90 312 213 3700
info@testud.org

All content © TESTUD 2020