SİVAS’IN TERMAL SULARI ŞİFA DAĞITIYOR

Çok sayıda sıcak su kaynağı bulunan Sivas, sağlık turizminde önemli bir konumdadır. Yerli ve yabancı pek çok turist, Sivas’ın termal sularında şifa buluyor.

 

Sivas halkı tarafından “Çermik” olarak adlandırılan şifalı su kaynakları, hemen hemen tüm ilçelere dağılmış durumda. Başta sedef hastalığı olmak üzere romatizmadan nevraljjye kadar pek çok hastalığın tedavisinde tercih edilen Sivas termal sularının sıcaklıkları, 36 ile 500C arasında değişiyor.

 

 

YERLİ VE YABANCI TURİSTLERİN POPÜLER ADRESİ: SİVAS

Sivas, önemli termal sularıyla hem yerli hem de yabancı turistler tarafından büyük ilgi görüyor. Hemen hemen her ilçesinde bulunan şifalı sular, farklı özellikleriyle hastalıklara şifa oluyor.

 

KANGAL BALIKLI KAPLICA

Sivas'a 96 kilometre uzaklıkta bulunan Kangal Balıklı Kaplıca’da 37 derece sıcaklıkta yaşayabilen genetiğe sahip, dünyadaki tek tür balıklar vardır. Kaplıca, sedef hastalığının tedavisi için tercih edilmektedir. Kaplıca suyunda en büyüğü 10 cm boyunda olan binlerce küçük balık yaşar. Balıklar havuza girenlerin sivilce ve yara kabuklarını yemekte, deriye kaplıca suyunun temasını artırmaktadır.

 

Tahriş olmuş durumdaki veya herhangi bir enfeksiyonla oluşmuş cilt dokusundaki yaralar (egzama, cerahatli sivilceler ve sedef hastalığı), 2-10 cm büyüklüğündeki Cyprinide (Sazangiller familyasından), Cyprinion Macrostamus (Beni balığı) ve Garra rufa (Yağlı balık) türündeki balıklar tarafından iyileştirilmekte ve ciltteki izleri kaybolmaktadır.

 

Öte yandan kaplıca suyunun her türlü romatizma hastalığa, sinir hastalıklarına, kırık, çıkık, ezik gibi durumlara, deri ve böbrek hastalıklarına olumlu etki yaptığı bilinmektedir.

 

Kaplıcanın kimyasal karakteristiği; PH 7.40, radyoaktivite 6 eman, toplam mineralizasyon 590.9 mg/lt.

 

SICAK ÇERMİK KAPLICALARI

Sodyum, sülfat, hidrokarbonat, magnezyum bileşimine sahip olan Sıcak Çermik, 500C sıcaklığa sahip. Kaplıca sularının romatizma, sinir sistemi, solunum yolu, böbrek ve idrar yolu rahatsızlıkları ve daha birçok hastalığa şifa verdiği biliniyor.  Sivas Belediyesi tarafından işletilen kaplıca tesisi, 457 yatak kapasiteli olup 4 ayrı termal otelden oluşuyor. Kaplıcalarda Cumhuriyet Üniversitesi'ne bağlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkez de bulunuyor.

 

SOĞUK ÇERMİK KAPLICALARI

İl merkezine 20 kilometre uzaklıkta olan kaplıca suyunun sıcaklığı 280C civarındadır. Kaplıca suyu içelebilir özelliğe sahiptir.  Bikarbonat, Kalsiyum, Magnezyum, Klorür ve, Florür içeren kaplıca suyu içildiğinde mide, bağırsak ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir.

İnflamatuvar romatizmal hastalıkların (romatoid artrit, ankilozan spondilit başta olmak üzere) kronik dönemlerinde, kronik bel ağrısı, osteoartrit gibi noninflamatuvar eklem hastalıklarında, miyozit, tendinit, travma, fibromiyalji sendromu gibi yumuşak doku hastalıklarında, ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası gibi uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında mobilizasyon çalışmalarında, kronik dönemde seçilmiş nörolojik rahatsızlıklarda, cerebral palsy gibi hastalıkların tedavisinde rehabilitasyon amacıyla, stres bozukluğu, nörovejetatif distoniler örneklerindeki gibi genel stres bozukluklarında hekim kontrolünde banyo uygulamaları şeklinde ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak, florür içermesi nedeni ile içme kürleri şeklinde osteoporozda yardımcı tedavi unsuru olarak kaplıca suyunun olumlu etkileri görülmektedir.

 

ABİDELER ŞEHRİ SİVAS

Tarihi eserler, değerli mimari anıtlar, kaplıca, içmeler ve tabii güzellikleri bakımından çok zengin bir kent olan Sivas, “Abideler Şehri” olarak da bilinir.  Tarihin farklı dönemlerinde çeşitli devletlere başkentlik yapan Sivas, her dönemde yapılan sayısız eserlerle doludur. Bunlardan bazıları hala insanı karşısında hayran bırakacak bir güzellikle ayakta durmaktadır. Sivas, doğal güzellikleriyle de dikkatleri çekmektedir.

DİVRİĞİ ULU CAMİİ VE DARÜŞŞİFASI

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası olarak bilinen bu yapı topluluğu, cami, darüşşifa ve türbeden meydana gelen bir külliyedir. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı kompleksinin Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah'tır.

 

1985 yılında UNESCO tarafından "Dünya Kültür Mirası" listesine alınan, İslam mimarisinin bu başyapıtı, aynı zamanda T.C. Cumhurbaşkanlığı makamının koruması altındadır.

 

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE

Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır. Medrese, süslemeli taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile dikkati çekmektedir.

 

BURUCİYE (ŞİFAİYE) MEDRESESİ

1271 yılında Anadolu Selçuklu Sultanlarından III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında Hibetullah Burucerdioğlu Muzaffer Bey tarafından yaptırılmıştır. İlmiye çalışmaları için yapılmıştır ve devrin Selçuklu taş oymacılığının en güzel örneklerindendir.

 

SİVAS KONGRE MÜZESİ

Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihleri arasında "Milli Mücadele Karargâhı" olarak kullanılan bina, Türkiye Cumhuriyet tarihinde çok önemli ve müstesna bir yer tutmaktadır.

 

GÖK MEDRESE

Gök Medrese 4. Kılıçarslan'ın oğlu 3. Gıyasettin Keyhüsrev döneminde Vezir Sahip Ata Faahreddin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılmıştır. Türk mimarisinin ve süslemesinin bir arada olduğu önemli yapılardandır.

 

ŞUĞUL VADİSİ

Şuğul Vadisi,  görülmeye değer önemli doğal güzelliklerden biridir. Mevcut beton ve stabilize yürüme bandı üzerinde vadi gezildikçe, kayalıkların dikliği, oluşturuldukları doğal şekiller, içlerinden kaynayan sular (kış aylarında sarkıtlar halindedir), ırmağın berrak, mavi suları ve içinde ışıldayan balıklar ve yer yer kavaklıklarda doğal olarak oluşmuş mağara ağızlarının yer aldığı görülmektedir.

Kayalıklarda meydana gelen doğal aşınmalar sonucu, iri kaya parçalarının ırmağa ve ırmak kenarlarına düşmesi, bazı kayaların ise ufalanması bu görsel zenginliği artırmaktadır.

 

TÖDÜRGE GÖLÜ

Tödürge, yukarı Kızılırmak Havzası’nda yer alan hafif tuzlu bir göldür. Kayıkla gezilerin yapıldığı gölün çevresinde dinlenme tesisleri bulunmaktadır. Gölde dalış sporu için imkanlar sağlanmıştır. Hem dibindeki kaynaklardan, hem de yöredeki sulardan beslenen gölün, suyu kireçli ve tuzludur. İçerisinde 17 çeşit balık yetişen nadir göllerden biridir. Tödürge Gölü çevresinde izlenebilen kuşlardan bazıları şunlardır; Tepeli Batağan, Kızılı Boyunlu Batağan, Leylek, Angut, Kılördek, Karaçaylak, Deniz Kartalı, Saz Delicesi, Turna, Uzunbacak, Kızılbacak, Sumru, Macar Ördeği, Sarı Başlı Kuyruksallayan.

 

EĞRİÇİMEN YAYLASI

Ormanlar içinde yer alan Eğriçimen Yaylası güney batıdan kuzeybatıya doğru uzanan bir vadi içerisindedir. Çam ormanları ile kaplıdır. Çok sayıda su kaynağına sahiptir. Şaşalağan Boğazı ile Yedigözlerden çıkan su kaynakları birleşerek bir dere oluşturmaktadır. Bu dere yayla içinde akmaktadır. Yayla ismini de içerisinde akan derenin kıvrımlı olmasından almıştır. Yeşilin tüm tonlarını içinde barındıran Eğriçimen Yaylası her mevsim farklı bir güzelliğe bürünmektedir. Etrafı çam ormanlarıyla kaplı yayla, ilkbaharda yeşil örtü ile sarı ve beyaz papatyalarla kaplanıyor. Kış aylarında kimsenin olmadığı yaylaya, yazın gurbetçiler ve piknikçiler geliyor. Eğriçimen Yaylası, doğaseverler tarafından Trabzon'da bulunan Ayder Yaylası'na benzetiliyor. Koyulhisar'da Eğriçimen'in yanı sıra Kengercik, Arpacık, Kalınpınar, Topalan, Sarıçiçek ve Söbüce yaylaları da bulunuyor. Yayla açısından zengin olan bölge, kentin akciğeri görevini görüyor.

 

Gazi Mah. Çelmen Sok. 4/A Yenimahalle/Ankara
+90 312 213 3700
info@testud.org

All content © TESTUD 2020