1300’LÜ YILLARDAN BERİ ŞİFA DAĞITIYOR: İSTANBUL

Üç imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul, tarihi içmeleriyle de şifa arayanların gönlünde taht kurdu.

 

İçmelerinin yanı sıra, güzel içimli sularıyla da meşhur olan İstanbul’un yer altı zenginlikleri arasında, Bizans İmparatorluğu döneminden bu yana kullanılmakta olan nitelikli kaynak sularından da söz etmek mümkün.

 

Öte yandan, Tuzla İçmeleri mineral kaynak suları 1300’lü yıllardan beri insanlara şifa dağıtmakta, birçok hastalığa doğal yoldan tedavi imkanı sunmaktadır.

 

İstanbul’da yaşayan Rumlar, şehir içinde ve şehir dışında, kutsal ve şifalı buldukları kuyu, çeşme ve pınarlara ‘Ayazma’ demişler ve her bir ayazmaya bir Hıristiyan aziz veya azizesinin adını vermişler. Sularından içenler veya vücutlarına sürenler, ayazma azizi ya da azizesinin de yardımıyla, en kısa sürede sıkıntı ve şikâyetlerinden kurtulacaklarına inanırlar. İstanbul ayazmaları, Rumların yanı sıra, şifa bulmak amacıyla ziyaret eden ve mum adayan Müslümanların da ilgisini çekmekte ve günümüzdeki bazı ünlü ayazmalar hâlâ ziyaret edilmektedir.

 

DOĞANIN SUNDUĞU EŞSİZ YER: İSTANBUL TUZLA KAPLICALARI

Tuzla İçme ve Kaplıcaları, 12. Y.Y. Bizans Döneminden beri insanlara şifa dağıtmakta ve birçok hastalığa doğal yollarla tedavi imkanı sağlamaktadır. Ününü ilk olarak 1611 yılında Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi ile birlikte geniş kitlelere duyuran Tuzla İçme ve Kaplıcalarının suyu Sağlık Bakanlığı ve üniversiteler tarafından ölçümü yapılmış sular olup, sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, klorür, nitrat, sülfat, bikarbonat içerir.

 

Su banyo ve içme suyu olarak uygulanır. Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıkların tedavisinde banyo şekli kullanılır. Kronik bel ağrıları ve yumuşak doku sorunlarında da bu suyun etkisinin yüksek olduğu kanıtlandı.

Beyin ve sinir tedavilerinde uzun süre hareketsiz kalanların rehabilitasyonları sırasında bu suların tedavi edici etkisi kullanılır. Alerjik cilt reaksiyonlarında bu kaplıcaların suyunun etkileri büyüktür. Diğer döküntülü ve kaşıntılı cilt hastalıkları üzerinde de iyileştirici etkisi vardır.

 

TUZLA KAPLICALARI İÇME SUYU OLARAK KULLANIMI

Bu suyun içme suyu olarak kullanılmasında ise bağırsak ve sindirim sisteminin düzenlenmesi hedeflenir. Bu tür hastalıkların tedavilerinde suyun içilmesi tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden biridir. Aynı zamanda suyun etkileri arasında ruhsal bozuklukları da gidermesi vardır. Stres kaynaklı sorunların tedavisinde bu suyun etkileri yüksektir.

 

Tuzla Kaplıcaları etrafından modern tesisler kuruludur. Bu tesislerden bazıları, geleneksel kaplıca uygulamaları, Modern Hidroterapi ve Fizik Tedavi unsurlarının bir arada kullanıldığı Türkiye'deki ilk ve tek öncü konsept olarak hizmet vermektedir.

 

AYAZMALAR

Geçmişten günümüze 149 ayazma ulaşmıştır. Bunlardan en önemlilerinden biri olan Kuruçeşme’deki Dimitrios Ayazması’nın sağ duvarının ortasında meme tarzında kabartmalar mevcuttur. Ayazmaya gelen kadınlar, rahip tarafından takdis edildikten ‘kutsandıktan’ sonra bu kabartmaları üç kez saygıyla öperler. Bu işlem, kadınların meme hastalıklarından ve süt problemlerinden kurtulmaları için yapılır.

Beşiktaş’ın Çırağan Ayazması’nın göz hastalıklarına iyi geldiği, Hasköy’deki Çıksalın Ayazması’nın suyundan yedi kere içenlerin ya da yıkananların sıtmadan kurtulacaklarına dair yaygın bir inanış vardır. Kasımpaşa’daki Parasköy Ayazması’nın suyu ise mide ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Mide ve bağırsaklarından rahatsız olanların, bu sudan aralıksız yedi hafta içmeleri tavsiye edilir.

 

8500 YILLIK TARİHİ İLE KÜLTÜR ŞEHRİ: İSTANBUL

Kültür ve sanat mozaiği olan İstanbul, tarihi surları, camileri, sarayları, müzeleriyle her daim cazibe merkezi olmuştur. Avrupa ve Asya'nın buluşma noktası olan İstanbul, her yıl milyonlarca turisti misafir etmektedir.

 

Yenikapı’da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bulgular, İstanbul’un tarihinin 8 bin 500 yıl öncesine dayandığını ortaya koymuştur. Kuruluşundan itibaren İstanbul, tarihte birçok devletin egemenliği altında gelişmiş ve çeşitli kültürlerin merkezi olmuştur.

Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul; 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinden itibaren 1923 yılına kadar 470 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentidir.  Osmanlı döneminde İstanbul bilim, kültür ve sanatın merkezi haline gelmiş, camilerin, sinagogların ve kiliselerin bir arada bulunduğu bir kültür şehri olmuştur.

 

İstanbul’da çok farklı turizm çeşidi bir arada görülmektedir. Bunları kültür, sağlık, kamp ve karavan, alışveriş, eğitim, kruvaziyer, spor ve doğa ile inanç turizmi olarak kategorize etmek mümkündür.

 

Kültür, İstanbul turizminin en önemli unsurlarından biridir. İstanbul’da, kültür turizmine ev sahipliği yapan 28 saray, 91 medrese, 517 cami, 164 kilise, 19 sinagog, 199 türbe, 595 çeşme ve 93 hamam olmak üzere toplam 1796 tarihi değere sahip mekân bulunmaktadır.

İstanbul’da görülmesi gereken tarihi ve kültürel değerlerden bazıları şunlardır:

 

TOPKAPI SARAYI

1453 yılında Bizans İmparatorluğunu yıkarak başkenti olan Konstantiniyye’yi (İstanbul) fetheden Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478 yılında yaptırılan saray, Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biridir. 400 yıl boyunca Osmanlı padişahlarının devleti yönettiği saray ana merkez olmuştur. İstanbul'un Sarayburnu semtinde yer alan Topkapı Sarayı’nda padişahların kişisel eşyalarının yanı sıra, Hz. Muhammed'in hırkası, sakalı, ayak izleri, Hz. İbrahim'in tenceresi, Hz. Musa'nın asası, Hz. Davud'un kılıcı, Hz. Yusuf'un cübbesi gibi önemli emanetlerin bulunduğu Kutsal Emanetler Dairesi'yle büyük ilgi çekiyor.

 

AYASOFYA CAMİİ

İmparator Justinianos (527-565) tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos'lu (Milet) İsidoros ile Tralles'li (Aydın) Anthemios'a yaptırılmıştır. Tarihçi Prokopios'un aktardığına göre, 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda, Ayasofya'nın açılış günü İmparator Justinianos'un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs'teki Hz. Süleyman Mabedi'ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı yer alır. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethettikten sonra camiye dönüştürdüğü Ayasofya Müzesi görkemli ve büyüleyici mimarisiyle turistlerin yoğun ilgisini çeken mutlaka görülmesi gereken bir eserdir.

 

YEREBATAN SARNICI

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından sarayın su ihtiyacını karşılamak için yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, Fatih Sultan Mehmet döneminde de bir süre aynı şekilde kullanılmıştır. Ayasofya’nın güneybatısında yer alan sarnıç, 9.800 metrekarelik bir alana sahip. 100 bin ton su depolama hacmiyle oldukça etkileyici yapı olan Yerebatan Sarnıcı, sütunlarının üzerinde bulunan şekillerin gözyaşlarını andırması, Büyük Basilika yapılırken kaybedilen bir çok kölenin dramını temsil etmesi açısından önem taşıdığı ise efsane ve rivayetler arasındadır. Yerebatan Sarnıcı, 1987 yılından beri bir müze olarak kullanılıyor.

 

KIZ KULESİ

İstanbul Boğazı’nın göz bebeği niteliğinde olan ve Üsküdar'ın Salacak Sahili açıklarında bulunan Kız Kulesi, küçük bir adanın üzerinde inşa edilmiş tarihi bir yapıdır. İlk binası savunma alanı olarak Antik Roma Dönemi'nde inşa edilen yapı Bizans ve Osmanlı Dönemi'nde farklı amaçlar için kullanıldı. 360 derece panoramik İstanbul manzarasıyla mutlaka görülmesi gereken mekanlardandır. Kız Kulesi, yıllara meydan okuyan mimarisiyle 1995 yılından beri bir müze-restoran olarak hizmet veriyor.

 

RUMELİ HİSARI

Boğazkesen Hisarı olarak da bilinen Rumeli Hisarı, Boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için 1452'de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Rumeli Hisarı şimdilerde bir müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılıyor.

ANADOLU HİSARI

1395 yılında Bizans’a Karadeniz’den gelen yardımları engellemek amacıyla Yıldırım Beyazıt tarafından inşa edilen Anadolu Hisarı, İstanbul'un Anadoluhisarı semtinde bulunuyor. 7 bin metrekarelik bir alan üzerinde yer alan yapı, dikdörtgen biçimindeki dört katlı bir kuleden oluşuyor. Günümüzde İstanbul Boğazı’nın kenarında yer almasıyla küçük bir balıkçı kasabasını andıran Anadolu Hisarı görülmeye değer mekanlardandır.

 

GALATA KULESİ

Dünyanın en eski kulelerinden biri olan Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528’de inşa edilmiştir. İlk önce fener kulesi olarak tasarlanan yapı, Osmanlı Dönemi'nde barınak daha sonra ise bir yangın gözleme kulesi olarak kullanıldı. IV. Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi, Okmeydanı’nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638 yılında Galata Kulesi’nden Üsküdar-Doğancılar’a uçmuştur. Galata Kulesi 2013'te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne dahil edildi.

 

KAPALIÇARŞI

Dünyadaki ilk alışveriş merkezlerinden biri olan Kapalıçarşı, İstanbul’un Beyazıt Camii ve Nuru Osmaniye Camii arasında yer alır. Çarşının ilk bölümü 1460 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından insanların yaptıklarını sergileyip satmaları için yaptırılmıştır. Kapalıçarşı tarihi dokusuyla 65 sokak üzerinde 4 bine yakın dükkânıyla dünyada en fazla ziyaret edilen yerlerden biridir.

 

AYA YORGİ MANASTIRI

İstanbul'un en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Aya Yorgi Manastırı, Prens Adaları'nın en büyüğü Büyük Ada'nın 204 metre yükseklikteki Yüce Tepe'de bulunuyor. Aya Yorgi Kilisesi (Agios Georgios Rum Ortodoks Manastırı) 1751'de yapıldı. Adını M.S. 3. yüzyılda Hıristiyan inancından dolayı öldürülen Kapadokyalı Aziz Georgios'tan (Aya Yorgos-Aya Yorgi) alan bu iki katlı, kiremit örtülü küçük yapı “Eski Kilise” diye biliniyor. Kilise ve şapelden oluşan Aya Yorgi Manastırı, Hristiyanlar tarafından dileklerin gerçekleştiği ‘kutsal yer' olarak görülüyor. Efes'teki Meryem Ana'nın Evi ile birlikte Hıristiyanlar tarafından Türkiye'deki iki hac noktasından biri kabul ediliyor. Özellikle Paskalya Dönemi'nde ziyaretçi akınına uğrayan manastıra yürüyerek ya da bisikletle ulaşılabiliyor.

 

Gazi Mah. Çelmen Sok. 4/A Yenimahalle/Ankara
+90 312 213 3700
info@testud.org

All content © TESTUD 2020